HOCAMIZ
H O C A M I Z |
_________________________________
HÜSEYİN HİLMİ IŞIK
Büyük İslâm âlimi ve mütefekkir.
1911’de (Hicrî 1329) İstanbul Eyüp Sultan’da doğan Hüseyin Hilmi Işık Efendi,
ilk öğrenimini Eyüp Sultan Reşadiye Numûne Okulu’nda yaparak birincilikle bitirdi.
Halıcıoğlu Askerî Lisesi giriş imtihanlarını pekiyi dereceyle kazandı. 1929’da
askerî liseyi birincilikle bitirdi. Eczacılık Fakültesine girerek askerî eczacı
oldu. Gülhâne Hastahânesi’nde bir senelik stajını birincilikle bitirip, üsteğmen
olarak Askerî Tıbbiye Okulu’na müzakereci tayin edildi. Bu arada Kimya
Fakültesi’ne kaydolarak, yüksek matematikçi Von Mises’den, mekanik profesörü
Prager’den, fizikçi Dember’den, teknik kimyacı Goss’dan ders aldı. Kimya
profesörü Fritz Arnd’ın yanında çalıştı, takdirlerini kazandı.
Fritz Arnd’ın yanında 6 ay travay yapıp, Phenyl-ciyan-nitromethan cisminin sentezini
yaptı ve formülünü keşfetti. Dünyada ilk olan bu başarılı travayı, İngilizce
olarak, 2. cilt numarası ile Devlet Matbaasında bastırılan Fen Fakültesi
mecmû’asında ve Almanya’da çıkan Zentral Blatt kimya kitabının 1937 tarih 2519
sayısında Hüseyin Hilmi Işık isminde yazılıdır.
Hüseyin Hilmi Işık Efendi, 1936 senesi sonunda 1/1 sayılı Türkiye’nin ilk kimya
yüksek mühendisi diplomasını aldı. Bu başarısından dolayı askerî kimya
sınıfına geçirildi. Ankara Mamak’ta zehirli gazlar kimyageri yapıldı. Burada 11
sene kaldı. Orada Almanca da öğrendi. Harp gazları mütehassısı oldu. 1947’de
Bursa Askerî Lisesi’nde kimya öğretmeni, sonra öğretim müdürü oldu. Burada ve
sonra Kuleli, Erzincan Askerî Liselerinde uzun seneler kimya öğretmenliği yaparak
yüzlerce subay yetiştirmiştir. Kıdemli albay iken, 1960 yılında emekli olmuştur.
Hayatı boyunca siyasete hiç karışmamıştır.
Emekli olduktan sonra, İstanbul’da Vefa Lisesi, Cağaloğlu, Bakırköy Sanat
Enstitüleri gibi çeşitli okullarda matematik ve kimya öğretmenlikleri yapıp, çok
sayıda îmanlı genç yetiştirmiştir.
1962 senesinde Yeşilköy’de Merkez Eczânesini satın alıp, sâhip ve mesûl müdürü
olarak, uzun seneler halkın sıhhatine hizmet etmiştir. Hayatı boyunca; insanlarla iyi
geçinmeyi, güzel ahlâk sâhibi olmayı, fitnelere karışmamayı tavsiye etmiştir.
Hüseyin Hilmi Işık Efendi, büyük İslâm âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvâsî
(rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerini, 1930 yıllarında tanımakla ve ona hizmet
etmekle şereflendi. Bu zâtın sohbet ve derslerinde, feyz ve ihsanlara nâil oldu. Sarf,
nahv, mantık, fıkıh, hadis, mâkul ve menkûl, usûl ve fürû ilimlerini tâlim etti.
Arapça ve Farsça tercümeler yaparak gençliğe hizmet etti. İcâzet-i mutlaka almakla
şereflendi. Başta; Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye olmak üzere, 14 Türkçe ve
bunların tercümeleri olan diğer dillerdeki pek çok kitapları vardır. Başarılı
hayatının her safhası ahlâk, ilim ve çalışkanlık nümûnesi olan bu kıymetli
âlim, kâmil ve mükemmil zât sohbetlerinde; "Çok kitap okudum. Ehl-i sünnet âlimlerinin yükseklikleri yanında, pek
câhil, bir hiç olduğumu anladım. Onları tanıyabilmek, yollarında bulunmak, büyük
nimettir. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" yolu, onların
gösterdikleri yoldur. Resûlullahın güzel ahlâkı, onların ahlâkıdır. Dünyada ve
âhırette saâdete kavuşmak isteyen, o büyüklerin yoluna sımsıkı sarılsın!" buyururdu. Eshâb-ı Kirâm (Sayfa: 346-347)
26 Ekim 2001 (Hicrî 9 Şa’bân 1422) Cumâ gecesi, tedâvi gördüğü Türkiye
Hastanesi’nde, 90 yaşında ebediyete intikal eden merhum Hüseyin Hilmi Işık
Efendinin naaşı, Eyüp Sultan Câmii’nde ikindiden sonra kılınan cenâze namazını
müteâkip, Eyüp Sultan Kabristanı’ndaki aile mezarlığına defnedildi. Rahmetullahi
teâlâ aleyh.
kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi - 26 ve 27 Ekim 2005 |
_________________________________
ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ
Zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil
ve
dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mâhir
büyük İslâm âlimi.
Abdülhakîm Arvâsî hazretleri; zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin
fıkıh bilgilerinde mâhir büyük bir İslâm âlimi idi. 1865'de (Hicrî 1281)
Başkale’de doğdu. 27 Kasım 1943'de Ankara'da vefât etti. Kabri Ankara
yakınlarındaki Bağlum nahiyesindedir. Seyyid oldukları Irak'taki şer’î mahkeme
defterlerinde yazılıdır. Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, o zamanın ilim ve irfan
merkezi olan Irak’ın muhtelif yerlerinde yüksek âlimlerden sarf, nahiv, lûgat,
mantık, münâzara, beyan, riyâziye, hendese, meâni, bedi, kelâm, tefsir, hadis,
fıkıh, tasavvuf gibi dersleri okuyup 1883 senesinde icâzet alarak memleketine döndü.
Daha sonra Arvas’a giderek yüksek tahsilini zamanın en büyük âlimi Seyyid Fehim-i
Arvâsî (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin huzûrunda tamamladı. 19 yaşında mutlak
icâzet aldı. Başkale’de kendi parası ile bir medrese kurarak 29 yıl ders okuttu.
Birçok âlim ve fâdıl yetiştirdi.
1914'de Ruslar Doğu’yu işgal edince hicret ederek Irak, Adana, Eskişehir yoluyla
İstanbul’a geldi. Eyûb Sultan'da yerleşti. 1919’da Medrese-tül Mütehassısîn'e,
yani İlahiyat Fakültesi'ne Müderris (Ordinaryüs Profesör) olarak tayin edildi.
İstanbul'da çeşitli câmilerde senelerce ilim neşretti. Pek çok kerâmetleri
görüldü.
Üniversite mensupları, fen ve devlet adamları çözülmez sandıkları güç bilgileri
sormaya gelir, yanında bir saat kadar oturunca bazen sormadan cevabını alarak geri
dönerlerdi.
Çok mütevazı ve alçak gönüllü idi. Ben dediği işitilmemiştir. "Bizler hesaba dahil değiliz. O
büyüklerin yüksekliklerini anlayamayız. Ancak bereketlenmek için yazılarını
okuruz." buyururdu. Hâlbuki,
kendisi, bu bilgilerin mütehassısı idi.
Yemesi, içmesi, yatması, konuşması, susması, gülmesi ağlaması hep dinimize uygun
idi. Her hâli istikâmet üzere idi.
Siyâsete hiç karışmadı. Hükümete karşı gelenlerden, bölücülük yapanlardan
nefret ederdi. Sahte tarikatçılar ve câhil tekke şeyhleri ile hiç görüşmez;
gençleri, İslâm bilgilerini öğrenmeye, herkese iyilik etmeye, memlekete, millete,
devlete fâideli olmaya teşvik ederdi.
kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi - 27 Kasım 2005
_________________________________
|
|
|
|
|